çocuklar neden ağlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklar neden ağlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1/16/2013

Özgüven yok, Güven yok, Öz yok

      Çocuğunuzla doğru iletişimi kurmak, güzel zamanları, eğlenceyi paylaşmak ve çocuğunuzun gelecekte kendine özgüven duymasını ve unu sürekli kılmasını sağlamak ebeveynlerin elindedir. İyi ebeveyn olmak uzay mühendisi ya da bilim adamı olmaktan çok daha zor bir iştir.

      Özgüven tüm insanları için duygusal bir gerekliliktir. Bireyin kendine duyduğu güven yaşamın her alanına yansımaktadır. Olumlu kendilik algısı bireyin bulunduğu sosyal ortamda etkili ve farklı olabilmesini, yaşam boyu karşılaşabilecek problemlerle baş edebilmesini, etkili çözüm yolları üretebilmesini, pes etmeyip başarısızlıklardan olumlu sonuçlar çıkarabilmeyi sağlamaktadır.



Özgüven eksikliği neden olur ?

     Genellikle aşırı koruyucu ve müdahaleci anne baba tutumlarından kaynaklanmaktadır. Bu ebeveynler çocuklarına pembe bir dünya oluşturmak için, çocukların yapabilecekleri işleri kendileri yaparlar. " Ya üşürse, ya düşerse, ya hasta olursa" diye düşünürken bir anda çocukların yemeğini yediren, birlikte uyuyan, sorumluluklardan uzak tutan, sınıf kapısında bekleyen ebeveyn haline gelirler. Bu ebeveynler çocukları erken uyusun, iyi dinlensin diye ödevlerini yapan anne babalardır ve sınırları yoktur. Bu tarzı benimsemiş anne babaların yanında büyüyen çocuklar pek muhtemel pasif, bağımlı çocuklar olacaklardır.



Özgüven nasıl geliştirilir ?

    Öncelikle çocuğun ihtiyaçlarını gerektiği kadar karşılamakla işe başlanabilir ne bir fazla ne bir eksik. Çocuk sevildiği, ona güvenildiği hissetmektedir. Buradan yol alarak kendini sevmekte ve kendine güvenmektedir.
Okul öncesi döneme kadar çocuğun özgüveni anne babanın ve çocuğun çevresinde olan büyüklerin sözel ve sözel olmayan tepkilerine bağlı olarak gelişim gösterecektir. Anasınıfı ya da ilkokula başlama gibi, aile dışındaki bir sosyal ortama girilmesiyle çevrenin görüşleri de özgüven gelişiminde etkili olmaya başlar.


  • Çocuğu olduğu gibi kabul etmek
  • Şartsız sevgi göstermek
  • Duygularını ciddiye almak
  • Hata yapmasına izin vererek ( deneme cersareti vermek )
  • Özel eşyalarına saygı göstermek
  • Diğer çocuklarla kıyaslamamak ( Çocuğu kendi içindeki gelişim çizelgesi ile kıyaslayın. Dünü ve bu gunü arasındaki fark onun başarısıdır. )
  • Başarılı olduğu alanları tespit etmesine yardımcı olmak
  • Ait olma duygusunu tatmin ederek ( aile içinde duygularının ve düşüncelerinin önemsenmesi, söz seçim hakkının sunulması, kabul görmek )

Psikolog Tuğçe Karakoç

10/09/2012

" Ağla ağla açılırsın "

 
 
İhtiyaçlarımızı ve isteklerimiz konuşarak ifade edemediğimiz bebeklik zamanımızda çareyi ağlamakta bulmuşuz.
-Peki ya konuşmaya başladıktan sonra neden ağlarız ? 
-Üstelik kendimizi sözel olarak ifade edebiliyor ne istediğimizi söyleyebiliyorken...
 
Oyun çocuğuyken karnımız acıktığında karnım acıktı demeyi öğrendik, susadığımızda su istemeyi. Dolayısıyla ihtiyacımızı belirtmek için ağlama eylemini konuşmaya bıraktık. Fakat bazı duygusal durumlarda ya da canımız acıdığında ağlamaya devam ettik çünkü ağlamaların yerini konuşmanın alması olanaksızdır ve durumun üstesinden gelebilmek için ağlarız.
 
Ağlamanın anlamı amacı büyük ölçüde yanlış anlaşılmıştır. Ağlamayı acı çekmekle özdeşleştiren kültürel anlayış vardır ve anne babalar çocuklarının ağlamayı kestiğinde daha iyi hissedeceğine inanmışlardır. Gerçekte tam tersidir. AĞLAMAK ACI ÇEKMEKTEN KURTULMA SÜRECİDİR. Eskiden beri duyduğumuz, kullandığımız cümle doğrudur : AĞLA AĞLA AÇILIRSIN.
 
 
 
Biyokimyacı Dr. William Frey insan gözyaşının kimyasal içeriği üzerine bir araştırma yapmış ve duygusal nedenlerle dökülen gözyaşı içeriğinin, soğan doğramak gibi nedenlerledökülen gözyaşının içeriğinden farklı olduğunu bulmuştur. Bu bilgi ağladığımızda çok özel bir şey olduğunu gösteriyor. Gözyaşlarıyla vücudumuzdan atılan maddeler stres sonucu biriken maddelerdir yani ağlamazsak vücudumuzda birikir sinir sistemimizi bozar ve hem fiziksel hem de psikolojik olarak rahatsızlanabiliriz. 
 
Bir çocuk, ağlıyor. Anne babası onun ağlama ihtiyacını anlamazsa, dikkatini dağıtarak ağlasını susturmaya çalışırlar ; sallarlar, hoplatırlar ya da emzik verirler bunlar bebeğin anlaşılmadığını düşünmesine ve bebeğin ağlamasına neden olucak yeni gerginliklere yol açar.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bebekken de, büyüğümüzde koca koca insanlar olduğumuzda da ağlarken sevecen bir ilgiye ve fiziksel yakınlığa ihtiyacımız vardır, SARILIN.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
Ağlamak gülmek gibi bir davranışsa bırakında rahat rahat ağlayalım. Sokakta, cafede orada burada gülen insan dikkat çekmiyor da ağlayan insana bakışlar dönüyor hemen.
 
Ağlamak üzerine sayfalarca yazı yazabilirim. Önemli olan ve bilinmesi gereken ağlamak önemlidir, insanlar ağlamalıdırlar, birikmiş duygularımızı boşaltmak ruh sağlımızı korumak için ağlamalıyız sadece insanların ağlarken de sevildiklerini ve kabul edildiklerini bilmeye ihtiyaçları vardır.
 
ERKEK ADAM AĞLAMAZ !!! KIZ GİBİ AĞLAMA !!! Bir çok erkek ağlamadığı için övgü almış ve yıllarca ağlamamıştır. Belki de erkeklerin strese bağlı hastalıklara daha yatkın olmalarının ve kadınlardan daha erken yaşta ölmelerinin nedeni budur.
 
Allah acı, keder, üzüntü vermesin kimseye inşallah.


                                                                                                                       Psk. Tuğçe KARAKOÇ




NOT: Bu blog öğrendiklerimi, okuduğum kitapları, duygularımı paylaşmamı sağlayan kişisel bir blogdur. Yazılarım bir terapinin/danışmanlığın yerini tutmaz ve tedavi amaçlı değildir. Görüşmeler bire bir ve yüz yüze yapılmalıdır. Danışmak istediğiniz konular içinyakınlarınızdaki uzmana başvurmanızı tavsiye ederim.